Çini Mağazası

Tag-Archive for » selçuklu çini «

Çarşamba, Ekim 21st, 2009 | Yazar: admin

XIII. yüzyılda, Anadoluda çini ve seramik sanatında büyük bir gelişme görülür. Bu gelişmede, büyük ihtimalle moğol akınları sebebiyle İran’dan kaçan çini ve seramik ustalarının etkisi olduğu düşünülebilir. Bu ustalar, Anadolu’ya gelerek çini ve seramik sanatında yeni bir hamlenin başlamasına yardımcı olmuşlardır. Aynı dönemde İran’da İse Moğol akınlarından dolayı çini ve seramik sanatında bir durgunluk dönemine girilmiştir. XIII. yüzyıl boyunca çini, mozaik veya tek renkli levhalar halinde kullanılmıştır. Ancak, çini mozaik hakimdir. Daha çok Konya ve çevresindeki çini ve seramik atölyelerinde imal edildiği sanılan bu çinileri, bilhassa Konya’daki eserlerde görmek mümkündür. Örneğin, II. Kihcaslan Sarayının süslenmesinde çok miktarda çini kuianılmıştır. Bununla beraber bu dönemde Konya’da yapılan diğer eserlerinde de çini kullanıldığı görülmektedir, Çininin böyle bir sultan sarayının süslemesinde kullanılması o dönemde çini ve seramik sanatına verilen önemi ortaya koymaktadır. Bu yüzyılda çeşitli eserlerin çini dekorları, küçük kare, baklava, yıldız ve haç biçimli parçalardan meydana gelmiştir. Bu motifler, yapılan örneğe göre dizilerek geometrik süsleme yapılır. Çinilerde, sıraltı ve sırüstü tekniği kullanılmıştır. Mozaik çinilerin yanında, teknik bakımdan farklılık gösteren iki grup çini daha vardır. Bunlar yüksek kabartmalı ve ajurlu çinilerdir. Yüksek kabartmalı çiniler Özel işlemeli olup, kulanılacakları yere göre yapılır. Bilhassa binaların önemli yerlerinde yazı olarak bulunur. Kabartma çini tekniği sadece çinilerde değil geometrik desenli mozaik çinilerde de uygulanmıştır. Mozaik çini parçalarının şenlendirilmesinde ve kabartma dekorlar arasında yer alan soyut bitkilerin süslemelerinde tahta kalıp işçiliği ve oyma teknikleri kullanılmıştır. Selçuklu çini sanatında olduğu gibi, mozaik duvar çiniciliğinde de kalıp sisteminin kullanılması, teknik ilerlemeyi ve seri imalat yapıldığı düşüncesini ortaya koyar.

Selçuklular, seramikte olduğu gibi duvar çinilerinde de renklere madeni bir parlaklık vermek için perdah tekniğini kulanmışlardır. Sırların üstüne konan madeni tozlar (altın gümüş), ikinci bir fırınlama ile tesbit edilir. Sürülen perdah, renklerde madeni bir parlaklık yaratır . devamı…

Pazartesi, Ağustos 18th, 2008 | Yazar: admin

Çini ve seramik denilince ilk akla gelen kentlerden birisi Kütahya’dır. Kütahya’nın sembolü haline gelen çinicilik, kökü Frigler’e kadar uzanan seramik sanatı ile birlikte gelişmesini sürdürmüştür. Asıl Selçuklu devrinden Germiyanoğulları devrine geçiş tarihinden itibaren başlamıştır. Kütahya ve çevresindeki topraklarda çini ve seramik yapımında kullanılan hammaddenin bolluğu, kentin adının çiniyle birlikte anılmasına neden olmaktadır.

Çiniden başka seramikten yapılma kâse, fincan, tabak, gülabdan, askı topu, testi, limon sıkacağı, şişe, ibrik, şekerlik, matara, vazo ve biblolar da Kütahya’da tarih boyunca yaratılan eserlerdir. 14. yüzyılın sonlarına doğru kırmızı hamurlu malzeme ile ortaya çıkan, motif ve renk açısından da İznik çinilerine benzerliğiyle dikkat çeken ilk Kütahya çinilerinin karakteristik özelliği kobalt mavisi, manganez moru, firuze ve siyah renklerin kullanılmış olmasıdır. İznik çinilerine göre daha koyu tonda renklerin kullanıldığı bu eserler, Selçuklu çinilerine yakındır. devamı…

Pazartesi, Ağustos 11th, 2008 | Yazar: admin

Çini süsleme sanatının geçmişi, ilk Müslüman Türk devletini kuran Karahanlılar dönemine ait yapılara uzanmaktadır ki bu da bizi neredeyse bin yıl öncesine götürmektedir. Karahanlılar’dan sonra Büyük Selçuklular ve Anadolu Selçukluları da çini süslemelerine yaşamlarında ve yapılarında yer vermişler, egemenliklerine giren yerlerde inşa ettikleri kervansaray, türbe, cami ve benzeri eserleri çinilerle süslemişlerdir. Osmanlı İmparatorluğu’na kadar olan döneme ait yapılardan örnek verilecek olursa;
I.İzzeddin Keykavus Türbesi
Selçuklu sultanı I. İzzeddin Keykavus’un türbesi, kendi yaptırdığı Şifahiye Medresesi’nin girişinde sağ kısmında yer almaktadır. 1220 yılında vefat eden 1. İzzettin Kaykavus’ un sandukasından başka hanedanına mensup on iki mezar 6 sandukası daha vardır. Türbe cephesi Selçuklu sanatının zengin çini süslemelerine sahiptir. Geometrik geçmeler, yıldızlar, kufi yazılar mavi lacivert firuze ve beyaz renkleri ile şifaiyenin en önemli bölümünü oluşturmaktadır. devamı…

Pazartesi, Ağustos 11th, 2008 | Yazar: admin

Geleneksel Türk sanatlarından olan çini, genellikler mimari yapıların, cami, köşk, saray ve benzeri yapıların iç ve dış süslemelerinde kullanılmış bir seramik türüdür. Bu çiniler ikiye ayrılır:
1- Duvar çinileri (kaşi)
2- Evani (Tabak, vazo, kupa, kase, sürahi, bardak ve benzeri seramik türleri)
Çini ortaya koyduğu çok renkli geniş yüzey alanlarını kaplama özelliği ve kalıcılığı ile Türk süsleme sanatının en önemli unsuru ve malzemesi olmuştur. Çini süslemenin önemi, 3 ana özelliği ile açıklanmaktadır: devamı…

Cumartesi, Ağustos 09th, 2008 | Yazar: admin

Çini içi ve dışı veya tek yüzü sırlı, sıraltı boyalarıyla dekore edilerek geleneksel motiflerle süslenişi seçili malzemeyle yapılmış olan, mimariye bağlı olarak gelişen bir sanat türüdür. Çiniden seçili malzemeler yapılmış olması, Selçuklu kaynaklarında çininin bir iksir olduğu şeklinde vurgulanmaktadır.

Çini kelimesinin ‘i’ ilgi harfiyle türetilmiş olması ilk bakışta çiniciliğin Çin’den geldiği kanısını uyandırmaktadır. Ancak çiniciliğin Türklere özgü bir sanat olduğu sanat tarihi uzmanlarınca kabul edilmektedir.

Çinicilik çok eski tarihlere, Asurlular zamanına kadar dayanan bir doğu sanatıdır. Antik çağda Mısır, Mezopotamya, İran ve Girit kültürlerinde mimari bezeme öğesi olarak çini kullanılmıştır. Mimaride M.Ö.3000 yılında, İslam mimarisinde ise 9.yüzyılda kullanılmaya başlanmıştır. devamı…

Çini

Alexa