Çini Mağazası

Tag-Archive for » iznik çinileri «

Salı, Kasım 03rd, 2009 | Yazar: admin

XVII. yüzyılda İznik çini ve seramikçiliği yavaş yavaş gerilemeye başlamıştır. Hammadde darlığının alabildiğine şiddetlendiği görülür. Çini ve seramik ustaları arasında çeşitli anlaşmazlıklar ve itilaf başlar. Bu durum gösteriyor ki, orta çağ ahlakının önemle üzerinde durduğu işbirliği ve iş ahengi fikri hemen hemen tamamıyle unutulmuş bulunmaktadır. Ustalık ve maharet yerine kavga ve çekişmeler başlamıştır. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde 1648 tarihinde İznik’te 9 atölyenin bulunduğunu yazmaktadır. Bu durumlar açıkça gösteriyor ki İznik’te üretim son derece düşmüştür. Bu arada 1607 tarihli bir fermanda da İznik’teki ustabaşına (kâşici başına), saraya ait çinilerin tamamlanabilmesi için gerekli hammaddelerin eskiden olduğu gibi Kütahya’da fincan işleyen ustalardan parası ile alınması emrolunduğu bildirilmektedir.

1607 tarihli fermandan anlaşıldığı üzere, Kütahya çinileri İznik çinilerine oranla ikinci planda yer almıştır. Ancak, daha sonraki yıllarda büyük aşamalar yapmıştır. Hatta yukarıda da bahsedildiği üzere, İznik atelyelerine hammadde göndermiştir. 1670-71 yıllarında Kütahya’yı ziyaret eden Evliya Çelebi, Kütahya’nın 34 mahallesi olduğunu, bunlar arasında bir de çini ve seramikçilikle uğraşan müslüman olmayanların (keferelerin) mahalesinin bulunduğunu kaydeder. Ayrıca Kütahya’da çini esnafının da bulunduğu, bunların 100 kadar dükkanı olduğu, bu dükkanlarda 300 kadar da işçinin (neferin) çalıştığını ve esnafların başına Abdülgaffar Medeni isminde bir de pirleri olduğu bahsolunmaktadır. Bu esnafların müslüman yada gayri müslüman oldukları konusunda bilgi edinilmemiştir. Ancak, İznik ve İstanbul’daki çini ve seramik ustaları arasında, hırıstiyan ve müslüman olmuş Hıristiyanların bulunduğu kabul olunabilir. devamı…

Pazartesi, Eylül 14th, 2009 | Yazar: admin

Bursa’nın simgesi haline gelen Osmanlı Dönemi’ne ait bu önemli eser, 1419-1420’de Çelebi Sultan Mehmet tarafından yaptırılmıştır. Bursa’nın Yeşil semtindeki Çelebi Sultan Mehmet Camisi olarak da bilinen eser; cami, türbe, medrese, imaret ve bunlara 1485 yılında eklenen hamamdan meydana gelmiştir. Yapı topluluğunun mimarı dönemin tanınmış kişilerinden Hacı İvaz Paşa’dır. Ayrıca nakkaşlığını İlyas Ali oğlu Ali, ahşap işlerini Tebrizli Ahmet oğlu Hacı Ali, çini işlerini de Mehmet Mecnun yapmıştır.

Güzel mimarisi ve özellikle çok güzel bir şekilde işlenmiş çinileriyle birlikte Osmanlı mimarisi ve süsleme sanatının o tarihteki ihtişamını gözler önüne sermektedir.

devamı…

Cuma, Şubat 13th, 2009 | Yazar: admin

Gök Medrese ve ÇiniSivas’ta bulunan diğer bir mimari eser de kitabesinde 1271 yılında Sahip Ata tarafından yapıldığı ve mimarının Konyalı Kaluyan olduğu yazılı olan Gök Medrese’dir.Selçuklu çini sanatının 13. yüzyılın sonuna doğru vardığı noktayı gösteren Gök Medrese, taç kapı üzerinde yükselen tuğla örgülü iki minaresindeki mavi çinilerden dolayı bu adı almıştır.

Taç kapısı, günümüz de dahil en güzel mermer işçiliği örneklerinden biridir. İki yanında yükselen sırlı tuğla ve mavi çini işçilikli  minareler taç kapının güzelliğini tamamlamaktadır. Cephenin solunda üç dilimli kemeri, iki satırlık kitabesi ve üç yönü dolaşan geometrik bordürüyle çeşmesi cepheyi daha hareketlendirmiştir. Taç kapının üst iki köşesinde iç içe girmiş hayvan başları doldurmaktadır. Bu hayvan başları, Türkler’in eskiden kullandığı hayvan takvimini ve astrolojiyi anlatmaktadır.

Minare kaidelerinden aşağı doğru inen mermer yüzeyde büyük boyutlarda geometrik, yazı ve bitkisel motifler simetrik durumda ve plastik görünümünde yapılmıştır. devamı…

Cumartesi, Ekim 11th, 2008 | Yazar: admin

Çini denince akla gelen ilk ürünlerden biri de vazodur. Bu sebeple vazo şekilleri, çini formları arasında önemli bir yer tutar.

Bazı çiniciler,vazo yapımında hammadde olarak çiniye çok yakın olan seramik türünü tercih eder. Ama seramik altyapı kullanıldığında,renkler çinide olduğu gibi canlı görünmez. Seramik altyapı kullanıldığında vazolarda kalıp tercih edilir. Ama çini vazolar genellikle çark usuluyle yapılır.

Çark ustalarının belki de en çok yaptığı ürünlerdir vazolar. Çarkın sağladığı esneklik sayesinde birçok vazo modeli ortaya çıkmıştır. Bazıları bütün çevrelerce rağbet görmüş, bazıları da sadece belli vitrinlerde yer bulmuştur. devamı…

Cuma, Ağustos 15th, 2008 | Yazar: admin

Günümüzde İznik’te Çinicilikte yaşanan en büyük eksiklik alt yapı konusundadır. İznik Çinisinin renkleri ve desenleri orijinal olarak kullanılmakta fakat birçok atölyede Kütahya alt yapısı kullanılmaktadır. Yapılan karolarda ise orijinal olmasa bile günümüz teknolojisi ile aslına en yakın alt yapı kullanılabilmektedir. İznik Çinisinin günümüzde yeniden doğmasına neden olan ilk adımlar İznik ve çevresinde yapılan kazılar sayesinde olmuştur. Bu kazılar, her ne kadar diğer milletler sahiplenmeye çalışsa da, bu sanatın İznik’te başladığını kanıtlamıştır. Kazılar neticesinde Prof.Dr. Oktay Asanapa tarafından Birinci Fırın Kazıları ve İkinci Fırın Kazıları olmak üzere iki yayın hazırlanmıştır. Bu kazılar kökeni Çatalhöyük’e kadar dayanan bu sanatın gelişmiş halinin İznik’te yaşadığını göstermektedir. Bu çalışmaların sonrasında 1989 yılında İslam Eserleri Müzesi’nde bir sergi gerçekleştirilmiş, daha sonra TEB sponsorluğunda bir yayın hazırlanmıştır. Aynı yılın İznik Yılı ilan edilmesi ile birlikte İznik tümü ile yeniden gündeme gelmiştir. İşte bu sergi sonrasında sanatı geliştirmek, geleneği korumak, İznik ve çevresinin kültür ve sanat değerlerini tanıtmak, mevcut potansiyeli harekete geçirmek, geleneksel İznik Çini Sanatı ile ilgili var olan ve elde edilecek bilgileri bir sistem dahilinde eğitim ve öğretimle gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla 1993 yılında kurulan ve bir şahıs vakfı (Prof.Dr.Işıl Akbaygil) olan İznik Eğitim ve Öğretim Vakfı kurulmuştur. devamı…

Çini

Alexa