Çini Mağazası

Tag-Archive for » ibrik «

Pazartesi, Eylül 01st, 2008 | Yazar: admin

Haliç çiniler samur çinilere benzer. Ama samur çiniler, beyaz zemin üzerine işlenirken, haliç çiniler, mavi renkte küçük desenlerin üzerine yapılır.
Çalışmadaki desenin yoğunluğuna göre zeminden veya üzerindeki şekilden çizime başlanır. Arka plandaki küçük desenler mavi tahrir boyasıyla yapılır.
Haliç çalışmalar, özellikle büyük formlarda çok dikkat çekmekte ve sanat yönü oldukça ağır basmaktadır. Örneğin 90 cm yüksekliğindeki bir vazonun bütün yüzeyinin desenle kaplı olduğunu düşünün. Seri üretimde bile en az bir aylık bir çalışma. devamı…

Çarşamba, Ağustos 27th, 2008 | Yazar: admin

Samur çiniler, gerçek bir sanat eseri sayılabilir. İşlenen desenler, çok ince ve özenle çalışılır.
Samur tekniğinde beyaz bisküvi kullanılır. Beyaz bisküvi üzerine desenler kalıp olarak çizilir.
Desenlerin ana çatısı bir kağıda çizilir. Daha sonra şekillerin çevresi belli aralıklarla toplu iğneyle delinir. Kömür yardımıyla bu kağıdın üstünden gidilince de şekil yaklaşık olarak bisküvinin üzerine çıkmış olur. Kurşun kalemle bu noktaların üstünden gidilerek şekiller ortaya çıkarılır. Daha sonra tahrir boyası yardımıyla şekiller görünür biçimde çizilir.
Aralardaki boşluklar gerekliyse küçük şekillerle doldurulur. Desen boyanarak sırçalamaya hazır hale gelir.
Sırça işlemi, çiniyi parlak göstermek, boyalarının kalıcılığını sağlamak için kullanılır. Sırçayı vernik gibi düşünebiliriz. Sırçalanan çini fırında 900-1000 derecede 9-10 saat kalarak hazır hale gelir. devamı…

Pazartesi, Ağustos 25th, 2008 | Yazar: admin

Firuze tekniği kabartmaya benzer. Turkuvaz,yeşil,mor yüzeyin üstüne kabartma desenler işlenir. İşlenen desenin inceliğine göre de fiyatları değişir.
En çok uygulanan türü turkuvaz üzerine lacivert işleme ve lacivert üzerine turkuvaz işlemedir. Bazı modellerde yeşil üzerine siyah çalışma da tercih edilir.
Çalışılan formlar genellikle tabak,vazo, likörlük, ibrik gibi formlardır. devamı…

Pazartesi, Ağustos 18th, 2008 | Yazar: admin

Çini ve seramik denilince ilk akla gelen kentlerden birisi Kütahya’dır. Kütahya’nın sembolü haline gelen çinicilik, kökü Frigler’e kadar uzanan seramik sanatı ile birlikte gelişmesini sürdürmüştür. Asıl Selçuklu devrinden Germiyanoğulları devrine geçiş tarihinden itibaren başlamıştır. Kütahya ve çevresindeki topraklarda çini ve seramik yapımında kullanılan hammaddenin bolluğu, kentin adının çiniyle birlikte anılmasına neden olmaktadır.

Çiniden başka seramikten yapılma kâse, fincan, tabak, gülabdan, askı topu, testi, limon sıkacağı, şişe, ibrik, şekerlik, matara, vazo ve biblolar da Kütahya’da tarih boyunca yaratılan eserlerdir. 14. yüzyılın sonlarına doğru kırmızı hamurlu malzeme ile ortaya çıkan, motif ve renk açısından da İznik çinilerine benzerliğiyle dikkat çeken ilk Kütahya çinilerinin karakteristik özelliği kobalt mavisi, manganez moru, firuze ve siyah renklerin kullanılmış olmasıdır. İznik çinilerine göre daha koyu tonda renklerin kullanıldığı bu eserler, Selçuklu çinilerine yakındır. devamı…

Çini

Alexa