Çini Mağazası

Tag-Archive for » fırın «

Perşembe, Ekim 09th, 2008 | Yazar: admin

Çini ürünler denilince ilk akla gelenler, duvara asılan veya masada duran tabaklar ve vazolardır. Tabaklar çok rağbet gördüğü için en çok çalışılan ürünlerdir.

Daha önce de belirttiğimiz gibi bir formda seri üretime geçilirse, bunu kalıpla yapmak daha mantıklı ve ucuz olur. Tabaklarda da bu durum gözlenebilmektedir. Şu an çarkla tabak yapan usta yoktur. Zaten maliyetiyle başa çıkabilmesi de mümkün değildir. Çünkü çarkta böyle bir işin yapılması durumunda yaklaşık 4-5 ytl fiyat verilir. Ama kalıp tabakların bisküvilerinin satış fiyatı 90 YKr ye kadar düşmüştür. Bu şartlar altında da çarkın kalıpla yarışabilmesi mümkün değildir. devamı…

Çarşamba, Ekim 08th, 2008 | Yazar: admin

Sonraki birkaç yazımızda, tarihte var olan veya günümüzde kullanılan çini formlarını, yani çini eserlerin ve ürünlerin şekillerini inceliyeceğiz.

Çinici yaklaşımıyla baktığımızda ürünler en genel şekliyle dik ve yatay olmak üzere 2 gruba ayrılabilir. Adından da anlaşılabildiği gibi yatay ürünler dediğimizde tabak, küllük, saat, pano, karo gibi ürünler akla gelirken, dik ürünlerde vazo, şamdan gibi ürünler örnek gösterilebilir.

Bu ayrımın sebebi de çok genel bir kullanım olmamakla birlikte, çini fırınında kapladığı alandır. Örneğin 20 cm yüksekliğindeki bir gözyaşı vazoyu koyabileceğimiz yere, 4 tane tabağı kolaylıkla sığdırabiliriz. Çinilerin fırınlama fiyatlarına baktığımızda da yüksekliği fazla olan ürünlerin fırınlama fiyatının bir tabağın 3-4 katı olduğunu görürüz. devamı…

Çarşamba, Ağustos 27th, 2008 | Yazar: admin

Samur çiniler, gerçek bir sanat eseri sayılabilir. İşlenen desenler, çok ince ve özenle çalışılır.
Samur tekniğinde beyaz bisküvi kullanılır. Beyaz bisküvi üzerine desenler kalıp olarak çizilir.
Desenlerin ana çatısı bir kağıda çizilir. Daha sonra şekillerin çevresi belli aralıklarla toplu iğneyle delinir. Kömür yardımıyla bu kağıdın üstünden gidilince de şekil yaklaşık olarak bisküvinin üzerine çıkmış olur. Kurşun kalemle bu noktaların üstünden gidilerek şekiller ortaya çıkarılır. Daha sonra tahrir boyası yardımıyla şekiller görünür biçimde çizilir.
Aralardaki boşluklar gerekliyse küçük şekillerle doldurulur. Desen boyanarak sırçalamaya hazır hale gelir.
Sırça işlemi, çiniyi parlak göstermek, boyalarının kalıcılığını sağlamak için kullanılır. Sırçayı vernik gibi düşünebiliriz. Sırçalanan çini fırında 900-1000 derecede 9-10 saat kalarak hazır hale gelir. devamı…

Cuma, Ağustos 15th, 2008 | Yazar: admin

Günümüzde İznik’te Çinicilikte yaşanan en büyük eksiklik alt yapı konusundadır. İznik Çinisinin renkleri ve desenleri orijinal olarak kullanılmakta fakat birçok atölyede Kütahya alt yapısı kullanılmaktadır. Yapılan karolarda ise orijinal olmasa bile günümüz teknolojisi ile aslına en yakın alt yapı kullanılabilmektedir. İznik Çinisinin günümüzde yeniden doğmasına neden olan ilk adımlar İznik ve çevresinde yapılan kazılar sayesinde olmuştur. Bu kazılar, her ne kadar diğer milletler sahiplenmeye çalışsa da, bu sanatın İznik’te başladığını kanıtlamıştır. Kazılar neticesinde Prof.Dr. Oktay Asanapa tarafından Birinci Fırın Kazıları ve İkinci Fırın Kazıları olmak üzere iki yayın hazırlanmıştır. Bu kazılar kökeni Çatalhöyük’e kadar dayanan bu sanatın gelişmiş halinin İznik’te yaşadığını göstermektedir. Bu çalışmaların sonrasında 1989 yılında İslam Eserleri Müzesi’nde bir sergi gerçekleştirilmiş, daha sonra TEB sponsorluğunda bir yayın hazırlanmıştır. Aynı yılın İznik Yılı ilan edilmesi ile birlikte İznik tümü ile yeniden gündeme gelmiştir. İşte bu sergi sonrasında sanatı geliştirmek, geleneği korumak, İznik ve çevresinin kültür ve sanat değerlerini tanıtmak, mevcut potansiyeli harekete geçirmek, geleneksel İznik Çini Sanatı ile ilgili var olan ve elde edilecek bilgileri bir sistem dahilinde eğitim ve öğretimle gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla 1993 yılında kurulan ve bir şahıs vakfı (Prof.Dr.Işıl Akbaygil) olan İznik Eğitim ve Öğretim Vakfı kurulmuştur. devamı…

Pazartesi, Ağustos 11th, 2008 | Yazar: admin

Geleneksel Türk sanatlarından olan çini, genellikler mimari yapıların, cami, köşk, saray ve benzeri yapıların iç ve dış süslemelerinde kullanılmış bir seramik türüdür. Bu çiniler ikiye ayrılır:
1- Duvar çinileri (kaşi)
2- Evani (Tabak, vazo, kupa, kase, sürahi, bardak ve benzeri seramik türleri)
Çini ortaya koyduğu çok renkli geniş yüzey alanlarını kaplama özelliği ve kalıcılığı ile Türk süsleme sanatının en önemli unsuru ve malzemesi olmuştur. Çini süslemenin önemi, 3 ana özelliği ile açıklanmaktadır: devamı…

Cumartesi, Ağustos 09th, 2008 | Yazar: admin

Çini içi ve dışı veya tek yüzü sırlı, sıraltı boyalarıyla dekore edilerek geleneksel motiflerle süslenişi seçili malzemeyle yapılmış olan, mimariye bağlı olarak gelişen bir sanat türüdür. Çiniden seçili malzemeler yapılmış olması, Selçuklu kaynaklarında çininin bir iksir olduğu şeklinde vurgulanmaktadır.

Çini kelimesinin ‘i’ ilgi harfiyle türetilmiş olması ilk bakışta çiniciliğin Çin’den geldiği kanısını uyandırmaktadır. Ancak çiniciliğin Türklere özgü bir sanat olduğu sanat tarihi uzmanlarınca kabul edilmektedir.

Çinicilik çok eski tarihlere, Asurlular zamanına kadar dayanan bir doğu sanatıdır. Antik çağda Mısır, Mezopotamya, İran ve Girit kültürlerinde mimari bezeme öğesi olarak çini kullanılmıştır. Mimaride M.Ö.3000 yılında, İslam mimarisinde ise 9.yüzyılda kullanılmaya başlanmıştır. devamı…

Çini

Alexa