XVIII. yüzyıl sonları ile XIX. yüzyılın başlarındaki durgunluk döneminden sonra, Kütahya’da çini ve seramikçilik imalatı yeniden canlanma dönemine girmiştir. Bu dönemde imal edilen çinilerde eski İznik çinilerinin motiflerine geniş yer verilmiştir.
Kudüs’teki Satnt Jaque le Majör Kilisesi’nden alınmış olan ve bugün Sevr Müzesinde bulunan çiniler 1838 veya 1843 tarihi ile Kütahya ismini taşımaktadır. Bu durum, Kütahya’daki atölyelerde imal edilen çinilerin kalitesini ve sanat değerini açıkça ortaya koymaktadır.
II. Abdülhamit devrinde, Yıldız Sarayında bir çini atölyesi açılmıştır. Bu atölye imalatını bir süre sürdürmekle birlikte, yine de çok sınırlı kalmıştır. Ayrıca, Haliç’te başka bir çini ve porselen atölyesi kurulmuştur. Bu atölye de yeterli kalitede mal imal edemediğinden ve yabancı malların rekabeti yüzünden kısa sürede imalatını durdurmak zorunda kalmıştır.
XIX. yüzyıl sonlarında Kütahya’daki çini ve seramik atölyeleri geleneksel faaliyetlerini sürdürmüşlerdir. Ne var ki bu faaliyetleri, devletin güçsüzlüğü nedeniyle, ilgisinin azalması sonucu hemen hemen her türlü denetimden uzak kalmıştır. Atölyelerin imalatları mimari yapıların azalması sonucu daha çok çini seramik ev eşyaları şeklinde olmuştur. İmal edilen malların kalitesi bozulmuştur. İmal edilen çinilerin kalitesinin düşme nedeni, ustaların bilgi ve becerilerini bir sır olarak saklamaları sonucu, bilgi alışverişinin olmamasıdır. Bu olumsuz gelişme sonunda çini ve seramik sanatının tarih boyunca ortaya konulan birçok incelikleri ve yapım teknikleri, ustaların ömrünün sona ermesiyle ortadan kaybolmuştur.
