Konya’nın Anadolu Selçuklu devrindeki en büyük ve en eski camii olan Alaeddin Camii’nin yapımı üç hükümdar dönemi sürmüştür. Alaeddin Tepesi diye adlandırılan tepeye yapılmak istenen caminin inşaatına Selçuklu Sultanı I.Rükneddin Mesud’un son zamanlarında başlanılmış. Camiyi bitirmek I. Ruknettin’e nasip olmamış. Daha sonra Sultan I.Kılıçaslan (1156- 1192) kendi devrinde inşaata planı biraz daha büyüterek devam etmiş. Ama o da bitirememiş. En son olarak da I. Kılıçaslan’ın kardeşi Sultan I. Alaeddin Keykubad tarafından 1221 yılında tamamlanarak hizmete açılmıştır. Tamamlayan hükümdara nisbetle de Alaeddin Camii adını almıştır.
Alaeddin Camii’nin yapımı 100 yıl kadar sürmüş. Bu süre içinde gelişen ve zirveye tırmanan Selçuklu mimarisi de caminin yapımında etkisini göstermiş ve camiye bu muhteşem halini kazandırmıştır. Yapımı bu kadar uzun sürdüğü için de bölümlerinin yapım tarihleri birbirinden farklıdır.Üzeri de ağaç ve toprakla örtülmüştür.
Caminin ilginç bir yönü de yapımında kalıntıların kullanılmasıdır. Bizans dönemi ve klasik devre ait birçok parça, taş ve kitabeler caminin kültürel atmosferine katkı sağlamıştır. Camiye girdiğinizde bu parçaları ve aralarındaki değişimleri siz de farkedebilirsiniz.
Caminin mimari yapısı, o dönemin İslam mimarisini andırmaktadır. Belki de en belirgin özelliklerinden birisi, çok sayıda sütundan oluşmuş olmasıdır. Cami, 41 sütun üzerine kurulmuştur. Bu sütunlardan bazıları daha önce de belirttiğimiz gibi eski devirlere ait.
Caminin en ilgi çeken bölümü ise tabiiki minberi. Minber caminin açılışından çok önce 1155 tarihinde bitmiştir. Bu
minberi, 3 binden fazla abanoz ağacını geçme tekniğiyle çivi kullanmadan birleştiren Ahlatlı usta Mengümberti 40 yılda tamamlamıştır. Selçuklu devrine ait ahşap işleme sanatının en güzel örneklerinden biridir.
Camideki çiniler mihrabın önünde bulunmaktadır. Turkuaz renkte çini karoların kullanıldığı bölüm, mihrabın çevresini süsleyerek yapıya ayrı bir güzellik katmıştır. Çiniler, mihrabın üstündeki kubbede de devam etmektedir. Ama günümüzde bu çinilerin orjinallerinin çoğu dökülmüştür.
Caminin içinden avluya açılan bir kapı var. Avlu bölümünde iki türbe bulunuyor. Bunlardan birisinin yapımı yarıda kalmıştır.Diğer çini kubbeli(ilk hali öyleymiş) türbede ise 8 Seçuklu hükümdarının sandukaları bulunuyor. Bu türbede yatan Selçuklu Sultanları şunlardır:
1. Alaeddin Keykubat, 1. Sulan Mesut, Kılıç Arslan, 4. Kılıç Arslan, 2. Rükneddin Süleyman, 1. Gıyaseddin Keyhüsrev, 2. Gıyaseddin Keyhüsrev, 3. Gıyaseddin Keyhüsrev.
Caminin bulunduğu bölümde çok fazla erozyon olması sebebiyle cami birçok badireler atlatmış. Bu miari güzelliklerin yok olacağı endişesiyle de Adnan Menderes tarafından korumaya alınmıştır. Tarihinde de bir çok onarım geçiren caminin restorasyonlarından birisi de II: Abdülhamit döneminde olmuştur. En son olarak da 2005′te tamamlanan son restorasyonuyla vatandaşlarımızın ve turistlerin ziyaretine açılmıştır.
