Çarşamba, Temmuz 01st, 2009 | Yazar: admin

Mimaride Çini Karatay MedresesiSultan İzzeddin Keykavus döneminde Konya emiri Celalettin Karatay tarafından (649, H.) 1251′de yaptırılmıştır. Dönemin en büyük medresesidir.Mimarı bilinmeyen medrese, Osmanlı döneminde de kullanılmış ve 1800lü yılların sonlarına doğru terk edilmiştir. Medrese Konya’nın Karatay İlçesi, Ferhuniye Mahallesi, Adliye Bulvarı’nda Aladdin Tepesi’nin kuzeyinde yer almaktadır.

Karatay medresesi, yapıldıktan sonra uzun bir süre hadis, tefsir, matematik ve astronomi dallarında eğitim vermiştir. Medresenin mimarisi tek katlı ve kapalı medrese tarzındadır. devamı…

Share/Save/Bookmark

Pazar, Şubat 22nd, 2009 | Yazar: admin

Sırçalı MedreseSırçalı Medrese, 1242 yılında Selçuklu sultanlarından Gıyâseddîn Keyhüsrev’in emriyle Bedreddin Muhlis tarafından Fıkıh ilmi okutturulmak için yaptırılmıştır. Selçuklu devrinin en güzel çini sanatı örneklerini bünyesinde barındırır. Konya’nın Meram İlçesi, Gazialemşah Mahallesi’ndeki medresenin mîmarı, ana eyvan kemerinin sağ tarafında bulunan bir kitâbeye göre Tuslu Mehmed Efendidir.

Kitabesinde de belirtildiği gibi fıkıh, hadis, tefsir gibi dini ilimlerin öğretildiği medrese, iki eyvanlı ve iki katlı olarak yapılmıştır. Yukarıdaki resimde gördüğümüz kısım,ana eyvandır(Küçük pencerenin önündeki kısım). Kapıdan girildikten sonra karşıda kalan kısım da ikinci eyvan kabul edilir. Bu eyvanın sağında türbe, sol tarafında ise medrese odası bulunmaktadır.

devamı…

Share/Save/Bookmark

Cumartesi, Şubat 21st, 2009 | Yazar: admin

Alaeddin CamiiKonya’nın Anadolu Selçuklu devrindeki en büyük ve en eski camii olan Alaeddin Camii’nin yapımı üç hükümdar dönemi sürmüştür. Alaeddin Tepesi diye adlandırılan tepeye yapılmak istenen caminin inşaatına Selçuklu Sultanı I.Rükneddin Mesud’un son zamanlarında başlanılmış. Camiyi bitirmek I. Ruknettin’e nasip olmamış. Daha sonra Sultan I.Kılıçaslan (1156- 1192) kendi devrinde inşaata planı biraz daha büyüterek devam etmiş. Ama o da bitirememiş. En son olarak da I. Kılıçaslan’ın kardeşi  Sultan I. Alaeddin Keykubad tarafından 1221 yılında tamamlanarak hizmete açılmıştır. Tamamlayan hükümdara nisbetle de Alaeddin Camii adını almıştır.

Alaeddin Camii’nin yapımı 100 yıl kadar sürmüş. Bu süre içinde gelişen ve zirveye tırmanan Selçuklu mimarisi de caminin yapımında etkisini göstermiş ve camiye bu muhteşem halini kazandırmıştır. Yapımı bu kadar uzun sürdüğü için de bölümlerinin yapım tarihleri birbirinden farklıdır.Üzeri de ağaç ve toprakla örtülmüştür. devamı…

Share/Save/Bookmark

Çarşamba, Şubat 18th, 2009 | Yazar: admin

Malatya Ulu Camii KubbesiMalatya’nın Battal Gazi ilçesinde yer alan Cami-i Kebir olarak da bilinen yapı,ilk önce VII. Yüzyılda Araplar tarafından yaptırılmış, daha sonra yıkılarak yedinen yapılmıştır.

Kitabesinden öğrenildiğine göre; Anadolu Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubad zamanında  1224 yılında yapılmıştır. Mimarı Yakub bin Ebubekir’dir. Ama yapı ilk haliyle kalmamış, günümüze kadar sürekli onarılmış ve ilk halinden oldukça değişik bir yapıya kavuşmuştur.

Geniş orta avlusu, tuğlanın da kullanıldığı malzemesi ve genel plan tasarımı ile İran Büyük Selçuklu camilerini andıran Malatya Ulu Camii bu dönemdeki Büyük Selçuklu mimari geleneğinin günümüze kadar ulaşan tek örneğidir. Bu yapı, Anadolu Selçuklu çağı mimarlarının İran’daki Büyük Selçuklu mimarlığına yabancı olmadıklarını, ancak, Anadolu’da yeni bir tasarımı gerçekleştirmek için çalıştıklarını kanıtlayan güzel bir örnektir. Bu çabalar, Beylikler ve Osmanlı dönemi mimarlığının temellerini oluşturmaktadır. devamı…

Share/Save/Bookmark

Cuma, Şubat 13th, 2009 | Yazar: admin

Gök Medrese ve ÇiniSivas’ta bulunan diğer bir mimari eser de kitabesinde 1271 yılında Sahip Ata tarafından yapıldığı ve mimarının Konyalı Kaluyan olduğu yazılı olan Gök Medrese’dir.Selçuklu çini sanatının 13. yüzyılın sonuna doğru vardığı noktayı gösteren Gök Medrese, taç kapı üzerinde yükselen tuğla örgülü iki minaresindeki mavi çinilerden dolayı bu adı almıştır.

Taç kapısı, günümüz de dahil en güzel mermer işçiliği örneklerinden biridir. İki yanında yükselen sırlı tuğla ve mavi çini işçilikli  minareler taç kapının güzelliğini tamamlamaktadır. Cephenin solunda üç dilimli kemeri, iki satırlık kitabesi ve üç yönü dolaşan geometrik bordürüyle çeşmesi cepheyi daha hareketlendirmiştir. Taç kapının üst iki köşesinde iç içe girmiş hayvan başları doldurmaktadır. Bu hayvan başları, Türkler’in eskiden kullandığı hayvan takvimini ve astrolojiyi anlatmaktadır.

Minare kaidelerinden aşağı doğru inen mermer yüzeyde büyük boyutlarda geometrik, yazı ve bitkisel motifler simetrik durumda ve plastik görünümünde yapılmıştır. devamı…

Share/Save/Bookmark

Pazartesi, Şubat 09th, 2009 | Yazar: admin

İzzeddin Keykavus TürbesiSelçuklu dönemi çini sanatının nadide örneklerinin bulunduğu Selçuklu sultanı I. İzzeddin Keykavus’a ait olan türbe, Sivas’taki kendi yaptırdığı Şifahiye Medresesi’nin girişinde sağ kısmında yer almaktadır.

Şifahane, Selçuklular tarafından yaptırılan en büyük şifahanedir. Kitabesinde 1217 yılında inşa edildiği bilgisi yer almaktadır. Uzun yıllar boyunca göz, dahiliye, cilt ve ruh hastalıkları tedavilerinin yapıldığı bu şifahanede tıp alanında da eğitim verilmiş ve doktorlar yetiştirilmiştir. 1768 yılında çıkarılan bir fermanla medreseye çevrilmiş, daha sonraları ise I. Dünya Savaşı sırasında ise malzeme ambarı olarak kullanılmıştır. devamı…

Share/Save/Bookmark

Pazar, Şubat 08th, 2009 | Yazar: admin

Çini karolar, çini tarihinin en ihtişamlı günlerinden beri yoğun olarak kullanılmakta ve mimari eserlerimizi

Çini Karo

süslemektedir.

Çininin mimariyle birlikte kullanılmaya başlamasından sonra özellikle cami, külliye, saray gibi büyük eserlerde yoğun olarak kullanılmış ve bunların bazıları günümüze kadar gelmiştir.

Çini karolar duvar, sütun, mihrap, minber süslemelerinin yanı sıra panolarda da kullanılmaktadır. 2×2, 3×3… boyutlarındaki panolarda kullanılan karolarla bir çok figür ve kompozisyon da çini sanatında yerini almaya başlanmıştır.

Özellikle dış yüzeylerin kaplanmasında kullanılan çiniler (tercihe göre diğer ürünlerde de kullanılabilir), kuvars veya taş denilen hammaddeden imal edilmektedir. Çiniye göre daha ağır ve çok fazla maliyeti (10 kata kadar) olan bu bisküviler, çatlama, bozulma, renk atması gibi bir çok soruna yüz yıllarca karşı koyabilmektedir. Bu sebeple kalıcılığın daha önemli olduğu yerlerde, bisküvi olarak  kuvars kullanılır. devamı…

Share/Save/Bookmark

Perşembe, Aralık 18th, 2008 | Yazar: admin

Çini kavanoz

Çini kavanozlar da en az vazolar kadar rağbet gören ürünlerdendir. Çini kavanozlar, şekil olarak sümbül vazolara benzer. Gerçi başka türleri de vardır ama özellikle 50cm üstündekiler bahsettiğim şekildedir. Ayrıca kapağı vardır. Bunun yanında küre şeklinde kavanoz türleri de oldukça sık karşılaşılan ürünlerdendir.

Kavanozlarda kullanılan tekniklerde de pek kısıtlama yoktur. Samur,haliç,mavi-beyaz,milenyum gibi birçok teknikle yapılmış kavanozlara rastlanabilir. Desen olarak ise Kütahya klasik, iznik,gravür gibi birçok desen türünde örnek görmek mümkün.

Çini kavanozların boyutları da esnektir. 10,15,20,25,30,40,50,70 hatta 90cm boyunda bile kavanozlar bulunabilir. Ama şunu da hatırlatmakta fayda var. 90cm bir kavanozun bisküvisinin yapımı yaklaşık 1 ay sürüyor. Daha sonra hummalı bir çizim ve boyama işlemi geliyor. Bu işlemlerden sonra fırına giren kavanozun, diğer büyük formlarda olduğu gibi çatlama riski çok yüksek. Eğer bu aşamada çatlarsa 2 aylık emek boşa gidiyor ve yeniden baştan başlanıyor. Hülasa bu çinicilik zor bir iş.

Çini kavanozların yapımı artık sizin de tahmin edebileceğiniz gibi çarkla yapılıyor. Bu sayede de farklı modeller karşımıza çıkabiliyor. Yukarıda da belirttiğim gibi bu işlem oldukça sancılı geçiyor. devamı…

Share/Save/Bookmark

Cumartesi, Aralık 06th, 2008 | Yazar: admin

Çininin, hediyelik eşya piyasasında girmediği alan yok sayılır. Nihale ve duvar süsleri de bunlardan sadece ikisi. Fırsat buldukça çininin hayatımıza renk getirdiği alanları eklemeye devam ediyorum.

Nihale, sofrada kullanılan tencere, tava, çaydanlıklar sıcak iken masaya veya konulacağı zemine zarar vermemesi amacıyla kullanılan gereçtir. Günümüzde çininin süslemede etkinliğini artırmak amacıyla çiniden nihaleler de yapılmaya başlanmıştır. Çini nihaleler yaklaşık 15cm çapındadır. Üzerindeki süslemelerde ise genelde basit çizimler tercih edilmektedir.

Magnet ise buzdolabı veya benzeri yüzeylere yapıştırılan küçük süsler. Çini magnetler genelde tek lale, balık, yıldız gibi şekillerden oluşabiliyor ve teknik olarak da çoğunlukla kabartma tercih ediliyor. Bu küçük ve şirin ürünler de evlerimizi süslemek için bire bir. devamı…

Share/Save/Bookmark

Pazartesi, Aralık 01st, 2008 | Yazar: admin

Kütahya’nın merkezinde, Ulucamii’nin hemen yanında bulunan ve tarihi çinileri bizimle buluşturan dünyanın ilk ve tek çini müzesidir.

Kütahya Çini Müzesi

Kütahya Çini Müzesi

İçindeki yekpare mermer şadırvandan dolayı halk arasında ”Gökşadırvan” olarak adlandırıldırılan bu yapı, aslında Germiyan Beyi II. Yakup (1387-1429) tarafından yaptırılan külliyenin imaret bölümüdür. 5 Mart 1999 tarihinde restorasyonu yapılarak Çini Müzesi olarak hizmete açılmıştır.

Restorasyondan önce uzun yıllar Vahid Paşa Halk Kütüphanesi olarak kullanılan yapıya, 20. yy’da Ulucamii’deki tadilat çalışmaları nedeniyle mihrap eklenerek bir süre ibadete burada devam edilmiştir.
(Müzedeki çinilerin resimleri yazının sonundadır.) devamı…

Share/Save/Bookmark

Çini

Google-Alexa Diyet