Pazartesi, Kasım 17th, 2008 | Yazar: admin

Çiniciliğin günümüzdeki merkezi olan Kütahya’da üretilen çiniler tarihte olduğu kadar günümüzde de mimari yapılara güzellik katmaktadır. Dış veya iç kaplamasında Kütahya Çinileri kullanılan yapılar, Mukaddes GÜNDÜZ*‘ün araştırmalarıyla aşağıda sıralanmıştır.

İSTANBUL: Rüstem Paşa Cami, Sultan Ahmet Cami, Üsküdar Çinili Cami, III. Ahmet’in kızı Fatma Sultan Sarayı, Yeni Valide Cami, Tophane Kirkor Lusavoriç Kilisesi,Hubyer Mescidi, Sultan V. Mehmet Reşat Türbesi, Üsküdar Mecit Efendi Kasrı, Büyük Postane Binası, Seyri-seyayin Binası, Beylerbeyi Cami, Mirzade Cami, Kandilli Cami, Azapkapı Cami, Hekimoğlu Ali Paşa Cami, Topkapı – Harem  bölümü, III. Murad dairesi, Altınyol ve Sünnet odası, Ayasofya I. Mahmut Kütüphanesi, Şirketi Hayriye Binaları, Kadıköy-Bostancı-Beşiktaş-Haydarpaşa-Büyükada iskeleleri, Çapa öğretmen okulu, Harbiye Çinili Hamam.

ANKARA : Hacı Bayram Cami,Kocatepe Cami, Bahçelievler Cami, İç Cebeci Cami, Maltepe Cami, Surp Astvazasin Kilisesi, .

İZMİR :  Milli Kütüphane, Yalı (Konak) Cami.

BURSA :  Osmanlı Bankası,  Ulu Cami Çeşmesi.

ANTALYA : Müsellim Cami, Tekkeli Ahmet Paşa Cami. 

KONYA : Anber Reis Cami, Nakiboğlu Cami, Mevlana Türbesinde Kubbe-i Harda, Sanayi Mektebi.

KAYSERİ : Ulu Cami, Küllük Cami, Mucur Surp Astvazazin Kilisesi, Surp Karabet Manasırları, Efkere Manastırı (Çinileri Kayseri Müzesinde). 

TRABZON : Nemlizade Konağı.

ÇORUM (İskilip):  Ulu Cami

ADANA : Ramazanoğlu Türbesi.

ISPARTA : Abdi Paşa Cami. 
SİVAS : Surp Nişan Kilisesi 
BİLECİK (Söğüt) : Hamidiye Cami, Sait Bey Ceşmesi. 
GEBZE : Çoban Mustafa Paşa Türbesi
Yurt dışında da Kütahya Çinileriyle süslenmiş yapılar vardır.

KUDÜS : Kubbetül Sahratül  Meşerrefetebetül ve Müşerrefe Cami, St. James Katedrali,  St. Minas Kilisesi, St. Minas Kilisesi, St Mark Kilisesi, ST. Thedore Kilisesi, Göğe Yükseliş Kilisesi, Kutsal Melek Kilisesi.

CİDDE : Zeki Yamani Sarayı

KAHİRE : Ermeni Kilisesi, Mehmet Ali Paşa  Sarayı 

IRAK : Bekme Cami 

VENEDİK : St.Lazzoro Manastırı. 

ALMANYA : Türk İslam Cemiyeti İserloh Cami 

HOLLANDA : Maas Sluis Yeni Cami 

YUNANİSTAN : Gümülcüne Cami

JAPONYA : Ertuğrul Şehitleri Abidesi 

ENDONEZYA: Aceh Eyaleti İhlas Cami

Bu yazı şu adresten alınmış ve düzenlenmiştir.

* Kültür ve Turizim Müdürlüğü Folklor Araştırmacısı

Share/Save/Bookmark

Çarşamba, Kasım 12th, 2008 | Yazar: admin

Çiniye olan ilgiyi artırmak, çini piyasasında hareketlilik oluşturmak adına çinide yeni şekiller de denenmeye başlandı. Günümüzde süs eşyası olarak kullanılan çoğu ürünün çiniden yapılmış bir örneğine rastlamak mümkün.

Çini biblolar olarak sınıflandırdığım bu ürünler içinde kediler, kuşlar, balıklar, kelebekler en çok karşılaşılanları.

Balık desenleri, çini tabaklarda kullanılıyor olmasının yanında başlı başına bir form olarak da çini dünyasına girmiştir. Balık ve kelebekler genellikle ince levhalar üzerine kabartma tekniği kullanılarak renkli şekiller işlenmesiyle oluşturulur. Bu ürünler duvara asılabileceği gibi, buzdolabı süsü(magnet) olarak da kullanılmaktadır. Özellikle tatil yörelerinde çok ilgi gören bir ürün sınıfıdır.

Kedi ve kuş şeklindeki çiniler değişik biçim ve boyutlarda karşımıza çıkar. Kuşlarda pek farklılık olmamasına karşın birkaç çeşit kedi formu vardır. Oturan kedi, avlanmak için bekleyen, uyuyan ve siyam kedileri bunlara örnek verilebilir. Bu tür içinde ince ve narin duruşuyla siyam kedileri oldukça ilgi çekicidir. Yatan kedi olarak bahsettiğim modellerin çoğu da masa veya raf gibi yüzeylerin kenarına konulup aşağı sarkabilecek şekilde yapılmıştır.

Kedi ve kuş formlarında genellikle samur tekniği kullanılmaktadır. Özellikle siyam kedilerinde geleneksel Kütahya figürleri görülmektedir.

Share/Save/Bookmark

Çarşamba, Ekim 29th, 2008 | Yazar: admin

1- Müzehheb Çini Kaplar
Belgelerde kimi kaplardan “müzehheb” ve “altunlu” diye söz edilmektedir. 1600 tarihli yazılı belgelerde yaldızlı kaseler “hoşaf kaseleri, müzehheb”; yaldızsız olanlar “altunsuz”; kahve fincanları ise “altunlu” ya da “sade” diye nitelenmektedir. Yine bu dönemden kalma birçok tabakta bitkisel desenler üzerindeki sıraltı bezemenin genel çizgilerine pek uyulmamıştır. Oysa 16. yüzyılın başlarından kalma örneklerde daha özenli bir işçilik söz konusudur.

2- Değerli Taşlarla Bezeli Çini Kaplar
Yazılı belgeler, altınla ya da değerli taşlarla bezenmiş İznik çini kaplarından hiç söz etmemektedir. Osmanlılar bu bezeme tekniğini çin porselenlerini, yeşimleri ve necef taşlarını zenginleştirmek için kullanmışlardır.

3- Kapaklı ve Metal Parçalı Kaplar
Minyatürlere bakıldığında hemen hemen tüm kapların kapaklı olduğu görülmektedir. Gövde ile kapak her zaman aynı malzemeden yapılmamıştır. Seramik kapaklı metal kapların yanı sıra metal kapaklı seramik kaplar da mevcuttur. Bu durum, kase, kavanoz ve sürahiler için de geçerliydi. İznik atölyelerinde üretilip de günümüze kalan kavanoz ve karafakilere ait seramik kapaklarının sayısı çok değildir. Yazılı belgelerde kapaklı kapların hangi malzemeden yapıldığına ilişkin hiçbir bilgi bulunmamaktadır. Ancak bunların “kapaklı sürahi” ya da “kapaklı kase” diye adlandırıldığı görülmektedir. Kapakları olmayan kaplara da “bi-kapak” denilmektedir.

4- Boyutları ve Nitelikleri Farklı Çini Kaplar
Yazılı belgelerde en çok boyuta ilişkin nitelemelere yer verilmiştir. Büyük boy kaplar için “büyük”, “battal”, “kebir” ve “büzürk”; orta boy kaplar için “miyane”, “vasat” ve “orta”; küçük boy kaplar için ise, “sagır”, “küçük/küçek”, “kiçi” ve “hurda” denmiştir. Kimi kapların ise “paşa” ya da “sultani” diye sınıflandırıldığı görülmektedir. Paşa üsküresi’nden “paşa fincanı” ya da “sultani üsküre” diye söz edilmektedir.

5- Dinsel Amaçlı Çini Kaplar
Belgelerde adına rastlanmayan, ancak örnekleri günümüze gelen seramik eserlerinin en önemlileri kandiller ve askı toplardır. İznikli ustaların yarattığı bir başka önemli ürün de ayaklı leğendir. Ayaklı leğenlerin işlevlerine ilişkin bilgi yoktur, ancak bunların yüksek rütbeli kişilerce abdest almada kullanıldığı sanılmaktadır.

6- Yemek ve Servis Kapları
a) Tabak: İznik atölyelerinde çokça üretilmiş bir türdür. Bunların biçimleri ve boyutları hakkında hem minyatürler hem de yazılı belgelerden bilgi edinilmektedir.
b) Sahanlar: Bunlar da İznik atölyelerinin bir başka ürünüdür. Bunların düz dipli, kenarlı ya da kenarsız olmak üzere değişik türleri bulunmaktadır. Minyatürlerden anlaşıldığına göre, seramik sahanların çoğunda metal kaplar bulunmaktadır. Belgelerde kapaklı sahanlardan “sahan ma’a serpuş” diye söz edilmektedir. Sahan sözcüğüne ilk kez 16. yüzyıla ait belgelerde rastlanmıştır. Bu sözcük 18. yüzyılın başlarına dek kesintisiz kullanılmıştır.
İznik atölyelerinde üretilmiş diğer seramik kaplar arasında ise tepsiler, kaseler, üsküreler ve tazza’lar yer almaktadır.

7- Sıvı Madde Kapları
Bunların, büyük ölçüde bardakları, maşrapaları, safaları, fincanları, ibrikleri ve sürahileri içermektedir.

8- Günümüze Kadar Gelen Diğer Seramik Eşyalar Bunlar, kavanozları, matrabaları, hokkaları, kalemdanları, divitleri (devatlar) ve şamdanları içermektedir.

Share/Save/Bookmark

Salı, Ekim 28th, 2008 | Yazar: admin

Saf beyaz astarları, sert sırları ve sıratlı tekniğindeki bezemeleri ile başarılması çok güç bir çalışmanın sonucu elde edilmektedir.  Dona dayanıklıdır (TS-EN 2002)
Parlak sır tabakası nedeniyle yüzeyinde su tutmaz, bakteri ve küf oluşumunu engeller. Böylece dış cephelerde ve ıslak hacimlerde uzun yıllar boyu rahatlıkla kullanılabilir.
Sır tabakasının parlaklığı ışığı bir miktar emerek sır altındaki renklerin canlı ev parlak görünmesini ve ışığın doğru yansımasını sağlar. Bu sayede mekanları olduğundan daha geniş ve ferah gösterir.
Hamur-astar- sır karşımı olarak %75-85 oranında kuars-kuarsit içerir. Mücevher yapımında da kullanılan bu yarı değerli taş oldukça güç işlenebilme özelliğine sahiptir.
İznik çinilerinde temel renk olarak açık beyaz ve arka planda kullanılarak yapılmış ve kendine has bir teknik ile oluşturulmuştur.
İznik çinilerinin yüzde 70-80’i kuvars ve kuvarsitten yapılmıştır. Bir araya getirilmesi güç olan üç farklı kuvarsın ve sırrın bir araya getirilmesiyle oluşturulmuştur. Bu karışım 900 derecelik bir ısıda bir araya getirilmektedir.
Yapılan uzun araştırmalardan sonra çinilerdeki ısıyla oluşabilecek sorunlar kuvars ve kaya kristalleriyle çözülmüştür. Sonuçta elde edilen çini birçok taşın bir araya gelmesiyle oluşan kuvarsdır.
Genel seramik kurallarına karşı olarak oluşturulan yöntemle yapılmaktadır. Bu da sıcak, soğuk ve dondurulmuş ortamda diletasyonla (ayrılması) gerçekleştirilmektedir.
İznik çinileri birçok tayın birleşimiyle oluştuğu için birçok rengin de armonisini taşmaktadır. (Koyu mavi Iapis Iazuli, turkuaz mavisi, koralın kırmızılığı ve yeşimin yeşili gibi.)
Çinilerde yer alan bazı renkleri örneğin koral kırmızısı gibi elde etmek çok zordur. Elde edilen bütün renklerin yanı sıra kornea beyazı ve opak rengi de kullanılmaktadır. Opak renginin kullanılması, ışığın emilmesine ve farklı ışık kırılmalarına yol açarak görüntülerin ve renklerin daha iyi ortaya çıkmasına
neden olmaktadır. Ayrıca söz konusu bu rengin kullanılması çinilerin korunmasına da yardım etmektedir.
Çinilerin üzerindeki yazılımlar İslam felsefesini net olarak yansıtmaktadır.
Vakıf araştırmacıları İznik çinilerinin gizemini çözmek için klasik İznik çini dizaynından faydalanmaktadırlar. Ürünlerin incelemesinden de anlaşılacağı üzere geleneksel teknolojik metotlar hala günümüzde kullanılmaktadır. İznik çinilerinin özelliklerini bozmamaları için İznik Vakfı 16. Yüzyılda kullanılan tüm teknik detayları kullanmaya devam ettirerek çinilerin özelliklerini yitirmemesi için
gerekeni yapmaktadırlar.
İznik çinileri için kullanılan seramik teknolojisi doğal bir sentez sonucu ortaya çıkarılmış ve korunması için de gerekli özen gösterilmektedir.

Share/Save/Bookmark

Kategori: iznik çinileri, çini  | Etiketler: , ,
Pazartesi, Ekim 27th, 2008 | Yazar: admin

Çini sanatında şamdan, mumluk ve kandiller de önemli bir yer tutmaktadır. Bu formları ayrı ayrı inceleyelim:

Mumluk ve Şamdanlar

Mumluk dediğimiz modeller, genelde küçük ve top şeklindedir. İçlerine mum yerleştirilebilmesi için bu bölümler boş bırakılmıştır. Kenarlarında da mum ışığının daha iyi yayılması için değişik şekillerde boşluklar bırakılmıştır. Tabi bu mumlukların amacı aydınlanmak değildir. Rengarenk çini desenlerinin arasından süzülen alevler gerçekten de bu sanatın özüne işaret etmektedir. Özellikle milenyum-kabartma teknikleriyle hazırlanan bu küçük mumluklar oldukça şirin görünmektedir.

Şamdan modelleri cam ve metal süs eşyalarında olduğu kadar geniş bir yelpazede değildir. Ama yine de çini sanatının güzelliğini yansıtan modeller mevcuttur.  Şamdan modellerinde genelde samur işlemelerin tercih edildiğini görüyoruz. Bu modellerdeki şamdanlar genelde alt tarafı geniş kesik koni şeklindedir. En üst kısmında ise mum koyulacak bölüm bulunmaktadır. 30 cm modelleri çoğunluktadır.

Kandiller

Kandiller, diğer bir deyişle gaz lambalarının klasik şekline bağlı kalınarak oluşturulmuş modellerinin yanında ayaklı modelleri de vardır. Klasik formlar, camıyla birlikte 20-25 cm boyutlarındadir. Bu modellerin işlemeli olan alt kısımlarında; milenyum, kabartma ve firuze teknikleri tercih edilmektedir. Ayaklı kandil modellerinin de aynı tekniklerdeki çeşitleri çinicilerin çoğunda bulunmaktadır.

Kandiller aslı gibi gaz yağı kullanılabilecek şekilde oluşturulmuş ve ortasında yanacak bir fitil bulunmaktadır. lamba yakıldıktan sonra camı takılarak kullanıma hazır hale getirilir.

Share/Save/Bookmark

Perşembe, Ekim 23rd, 2008 | Yazar: admin

İsmine bakınca, ilk başta akla basit bir mutfak eşyası geliyor ama bir çini ustasının elinde bu kaseler çok şirin süs eşyalarına dönüşebiliyor.

Kase formları da piyasada karşımıza en çok çıkan ürünlerdendir. Özellikle tatil yörelerinde çok ilgi görmektedir. Özellikle de Türk kültürüne ilgi duyan turistler bu kaselere bayılır. Çini dükkanlarının da vaz geçilmez ürünlerindendir.

Çini kaseler 5cm den başlar 30-40 cm ye kadar hemen her boyda devam eder. Tabii artık sizin de tahmin edebileceğiniz gibi kalıpta yapılan ürünler grubundandır.

5cm kaseler en şirin olanlardır. Çinicilerde firuze,kabartma ve milenyum çeşitleriyle raflarda yerini almıştır.

10 cm kaselerin de üretimi fazladır. Bu kaseler sanatı, diğerine göre daha iyi gösterdiği için ince işçilik de uygulanmaktadır. 10 cm çini kaseleri yine firuze, kabartma, milenyum, mavi-beyaz ve samur gibi tekniklerle bezenmiş olarak bulabilirsiniz.

Daha büyük kase modellerinde genellikle haliç ve samur tercih edilmektedir. Bu modeller de sehpa ve masaların üstünü süslemek için birebirdir. Bir kaç çinicide büyük kaselerde kuvars gibi değişik hamurların kullanıldığını da gördüm. Kuvarsın çini açısından incelenmesini ilerde yapacaz. Ama sadece çini hamurundan daha sert olduğunu, yüzyıllarca dayanabildiğini söyleyebilirim.

Share/Save/Bookmark

Cuma, Ekim 17th, 2008 | Yazar: admin

Çiniden yapılan küllükler birkaç çeşit olarak incelenebilir.

Sosyete küllük: Küllük çeşitleri içinde en alçak olanıdır. Bildiğimiz cam küllüklerden biraz daha alçaktırlar. Genelde kabartma ve milenyum teknikleri ile işlenirler.

Paşabahçe küllük: Piyasada küllük olarak bilinen formdur. Kabartmadan, milenyuma, firuzeden halice birçok teknikte işlenmektedirler.

Kapaklı ve balkon küllük: Yüksek, üstünde atılan izmaritleri kapatmak için kapak bulunan küllük formudur. Bu küllüklere de birçok teknik uygulanmaktadır.

Küllükler küçük ürünler olduğundan, pek fazla kar payı yoktur. Genellikle sürümden kazanmak hedeflenir. Bu sebeple de, daha önce belirttiğimiz gibi çark tercih edilmez. Daha ucuz olan kalıp bisküviler kullanılır. Zaten yukarıda her ne kadar gruplandırsak da küllüklerin birçok modelinin kalıpları bulunmaktadır.

İstenilen özel bir form varsa, çarkta uygulanabilir.

Share/Save/Bookmark

Cumartesi, Ekim 11th, 2008 | Yazar: admin

Çini denince akla gelen ilk ürünlerden biri de vazodur. Bu sebeple vazo şekilleri, çini formları arasında önemli bir yer tutar.

Bazı çiniciler,vazo yapımında hammadde olarak çiniye çok yakın olan seramik türünü tercih eder. Ama seramik altyapı kullanıldığında,renkler çinide olduğu gibi canlı görünmez. Seramik altyapı kullanıldığında vazolarda kalıp tercih edilir. Ama çini vazolar genellikle çark usuluyle yapılır.

Çark ustalarının belki de en çok yaptığı ürünlerdir vazolar. Çarkın sağladığı esneklik sayesinde birçok vazo modeli ortaya çıkmıştır. Bazıları bütün çevrelerce rağbet görmüş, bazıları da sadece belli vitrinlerde yer bulmuştur.

Gözyaşı Vazo

En eski devirlerden beri gözyaşı şişeler en bilinen tarihi eserlerden biridir. Kısaca değinecek olursak; eski çağlarda ölenlerin ardından yas tutanlar ”urganterium” adıyla bilinen bu şişlere gözyaşlarını doldurur, bunu saygı ifadesi olarak ölüyle birlikte gömeerlermiş. Hatta yüzyıllar sonra bile bu şişeler açıldığında gözyaşlarının  kurumadığı görülmektedir(kaynak).

Gözyaşı vazolar da bu şişelerden ilham alınarak oluşturulmuştur. şekilleri de bunlara benzer. Alt kısmı biraz geniş, üst kısmı ise uzun ve dardır. Burada İznik gözyaşı vazolar ve Kütahya gözyaşı vazolar biraz farklılık gösterir. İznik vazoları diğerine göre daha basık ve üst kısımları daha geniştir. Üst kısmın uzunluğuyla alt tarafının uzunluğu birbirine yakındır. Kütahya vazolarında ise alt taraf biraz daha kesik koniye benzerken, üst tarafı daha uzun ve daha incedir. Zaten çarkta yapıldıkları için bu şekillere yakın birçok şekil de ortaya çıkabilmektedir.

Gözyaşı vazolar genellikle 25cm-30 cm ve 40 cm gibi boyutlarda yapılmaktadır. Kütahya gözyaşı vazolarında daha küçük modeller de gözlenebilir. Bu küçük modellerde genellikle, kolay olan klasik Kütahya motifleri kullanılır.

Sümbül Vazo

Sümbül olarak isimlendirilen bu vazolar ilkokulda rasim yaparken vazo olarak çizdiğimiz şekillerin :) gerçeğidir. Bu modelde de orta bölümler genişletilerek, boyun kısımları daha fazla inceltilerek ilginç formlar oluşturulur. Gözyaşı vazolar genelde, belki de tamamen ince çalışmalarda (samur,mavi-beyaz,haliç) kullanılırken, sümbül vazolara hemen her tür çalışmada rastlayabilirsiniz. Bu kadar geniş bir yelpazede çalışıldığı için de boyularını sınıflandırmak pek mümkün değildir. Zaten şekillerinde dahi gruplandırma yapmak mümkün değildir.

Share/Save/Bookmark

Çini